NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Temmuz 2009 Salı
20 Temmuz 2009 Pazartesi
acının sesi
— «Baslarından felâket geçmis bu insanlar ormanlarda dolasmaya mahkûm zavallı
kimselerden baska bir sey değillerdir.» diyordu. «Babam —nur içinde yatsın— o ünlü Maria
Jose ile tanısıp iki kere birlikte yemek yemisti. Ben ise daha az tanınmıs, çayırlarda
dolasarak birsürü kötülükler yapmıs
KAN ve KUM
117
kimselerle tanıstım. Onlar da boğa güresçileri gibi yaman kisilerdir. Cezadan
korktukları için, onlara yalnız dokunulduğu vakit tehlikeli olurlar.»
Marki Plumitas'a her istediğinin verilmesi için çiftliklerinde çalısanlara emir
vermisti.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması
Çobanların anlattıklarına göre Plumitas iyi, cömert ruhlu çiftlik sahiplerine iltifatlar
yağdırır, «Moraima Markisi'ne dokunan olursa canımı vermeye hazırım!» dermis. Herkes de
bu mert, zavallı, yorgun adamı istediği bir lokma ekmek için kırmaktan çekinirdi. Bir
boğa yetistiricisi de Plumitas'm otlaklarda tek basına atıyla dolastığını görmüs, onu
tanımadan geçtiği için kendisini suçlu bulduğunu söylüyordu. Çayırlarda sık sık görülen,
yağlı elini sapkasına değdirerek, «Tanrı sizinle olsun!» deyen, yoksul kılıklı
atlılardan biri sanmıs onu.
Moraima Markisi, Plumitas'm sözünü ederken, Juan'a baktı. Çiftliğindeki mala
kimselerden baska bir sey değillerdir.» diyordu. «Babam —nur içinde yatsın— o ünlü Maria
Jose ile tanısıp iki kere birlikte yemek yemisti. Ben ise daha az tanınmıs, çayırlarda
dolasarak birsürü kötülükler yapmıs
KAN ve KUM
117
kimselerle tanıstım. Onlar da boğa güresçileri gibi yaman kisilerdir. Cezadan
korktukları için, onlara yalnız dokunulduğu vakit tehlikeli olurlar.»
Marki Plumitas'a her istediğinin verilmesi için çiftliklerinde çalısanlara emir
vermisti.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması
Çobanların anlattıklarına göre Plumitas iyi, cömert ruhlu çiftlik sahiplerine iltifatlar
yağdırır, «Moraima Markisi'ne dokunan olursa canımı vermeye hazırım!» dermis. Herkes de
bu mert, zavallı, yorgun adamı istediği bir lokma ekmek için kırmaktan çekinirdi. Bir
boğa yetistiricisi de Plumitas'm otlaklarda tek basına atıyla dolastığını görmüs, onu
tanımadan geçtiği için kendisini suçlu bulduğunu söylüyordu. Çayırlarda sık sık görülen,
yağlı elini sapkasına değdirerek, «Tanrı sizinle olsun!» deyen, yoksul kılıklı
atlılardan biri sanmıs onu.
Moraima Markisi, Plumitas'm sözünü ederken, Juan'a baktı. Çiftliğindeki mala
seo yarışması için gaz
parçalamıs azgın bir aslanı, Barrabas'ı yollamıs. Barrabas bu kötü huyu yüzünden öbür
aslanlardan ayrı tutuluyormus. Alana da demir bir kafes içinde getirmisler. Marki söyle
anlatıyordu:
— «Önce aslanı salıverdiler. Aslan, boğanın kımıldamadan durmasından yararlanarak,
tırnaklarıyla, disleriyle, hayvanın kalçalarını tırmalamaya, kemirmeye basladı. Boğa,
kendisini koruyabilmek için, boynuzlarıyla aslanı önüne çekmeye çalıstı. Aslanı bir
boynuzundan öbürüne top gibi fırlattı; sonra, hiçbir değer vermeden, bir yana attı.
Aslan, dayak yemis bir kedi gibi, büzüldü kaldı. Güresin ikinci yarısı daha kısa sürdü.
Đkinci aslan alana çıktığı vakit boğa hayvanı havaya kaldırıp iyice salladıktan sonra,
gene ilk seferki gibi, bir yana fırlattı.»NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması
Bu hâtıralar Kırkbesler Derneği'nde herkesi güldürüyordu. «Yasasın Đspanyol boğası!»
deye sakalasıyorlardı. Gülüslerinden yüreklerinde millî bir duygunun kabardığı
anlasılıyordu. Bu vahsi hayvanlar dünya yüzünde Đspanyol milletini yüceltiyordu sanki.
Kırkbesler Derneği'nden içeri Juan girince, bitip tükenmek bilmeyen boğa güresleri,
tarla isleri konusmaları yarıda kesilirdi. Bir ara bütün Sevilla'da Plumitas adında
aslanlardan ayrı tutuluyormus. Alana da demir bir kafes içinde getirmisler. Marki söyle
anlatıyordu:
— «Önce aslanı salıverdiler. Aslan, boğanın kımıldamadan durmasından yararlanarak,
tırnaklarıyla, disleriyle, hayvanın kalçalarını tırmalamaya, kemirmeye basladı. Boğa,
kendisini koruyabilmek için, boynuzlarıyla aslanı önüne çekmeye çalıstı. Aslanı bir
boynuzundan öbürüne top gibi fırlattı; sonra, hiçbir değer vermeden, bir yana attı.
Aslan, dayak yemis bir kedi gibi, büzüldü kaldı. Güresin ikinci yarısı daha kısa sürdü.
Đkinci aslan alana çıktığı vakit boğa hayvanı havaya kaldırıp iyice salladıktan sonra,
gene ilk seferki gibi, bir yana fırlattı.»NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması
Bu hâtıralar Kırkbesler Derneği'nde herkesi güldürüyordu. «Yasasın Đspanyol boğası!»
deye sakalasıyorlardı. Gülüslerinden yüreklerinde millî bir duygunun kabardığı
anlasılıyordu. Bu vahsi hayvanlar dünya yüzünde Đspanyol milletini yüceltiyordu sanki.
Kırkbesler Derneği'nden içeri Juan girince, bitip tükenmek bilmeyen boğa güresleri,
tarla isleri konusmaları yarıda kesilirdi. Bir ara bütün Sevilla'da Plumitas adında
aşk başlar
yazık ki, bu dünyada iyiler talihli olmadıkları için, Coronel'e bakmaya bile cesaret
edemeyen nesmedya kurnaz bir boğa onu boynuzlayarak haymca öldürdü. Bütün boğa yetistiriciler
gibi Marki ile arkadasları da haber hernekadar bu hayvanlara acıyorlarsa da, böyle bir ise
girismeye cesaret ettiklerinden dolayı gurur da duyuyorlardı. Boğa güreslerine karsı
olanlara, hayvanları da korumak gerektiğini oyun söyleyenlere düsman kesiliyorlardı. Marki bu
konuda birçok kimseleri aptal, bilgisiz buluyordu.
— «Millet boğa güresi için ayrılan boğalarla kasaplara satılan domuzları ayıramıyor!»
diyordu. «Đspanyol boğasıydı o. En değerli video hayvanlardan biri!»
Marki ile arkadasları, aralarında, boğaların cinsleri seo yarışması üzerine konusurlar, güresleri hep
Đspanyol boğalarının kazandığım söylerlerdi. Bu arada Marki baska cinsten olan
hayvanları hatırladıkça gülerdi. Đspanyol boğaları herhangi cambazhanede yetistirilen
bir aslanla güresebilirmis. Bir gün bahse girismisler. Aslan terbiyecisi
edemeyen nesmedya kurnaz bir boğa onu boynuzlayarak haymca öldürdü. Bütün boğa yetistiriciler
gibi Marki ile arkadasları da haber hernekadar bu hayvanlara acıyorlarsa da, böyle bir ise
girismeye cesaret ettiklerinden dolayı gurur da duyuyorlardı. Boğa güreslerine karsı
olanlara, hayvanları da korumak gerektiğini oyun söyleyenlere düsman kesiliyorlardı. Marki bu
konuda birçok kimseleri aptal, bilgisiz buluyordu.
— «Millet boğa güresi için ayrılan boğalarla kasaplara satılan domuzları ayıramıyor!»
diyordu. «Đspanyol boğasıydı o. En değerli video hayvanlardan biri!»
Marki ile arkadasları, aralarında, boğaların cinsleri seo yarışması üzerine konusurlar, güresleri hep
Đspanyol boğalarının kazandığım söylerlerdi. Bu arada Marki baska cinsten olan
hayvanları hatırladıkça gülerdi. Đspanyol boğaları herhangi cambazhanede yetistirilen
bir aslanla güresebilirmis. Bir gün bahse girismisler. Aslan terbiyecisi
nesmedya kurtar beni
bilmeden onun öfkeden ısınan burnunu defalarca öptü. Seyirciler arasından iyiyürekli bir
adam: «Öldürmesinler!» deye haykırıyordu.
Bu ses binlerce insanı duygulandırmıstı. Herkesin sesi ortalığı yerinden oynatıyor,
basamaklarda binlerce mendil uçusuyordu. Halk boğaya acıyor, bu türlü oyunlardan
hoslandığından da utanç duyuyordu. Ayrıca, matadorun giydiği süslü elbiselerle
gösterdiği cesaretten de nefret ediyordu. Seyirciler boğanın soyluluğuna, cesaretine
hayran kalmıslardı.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması
Marki: «Boğayı geri alıyorum! Emprezaryoya da iki bin peseta'yı geriye veriyorum. Bütün
servetimi bile vermeye hazırım!» dedi.
Coronel bir ay otlakta kaldıktan sonra boynundaki yara
KAN ve KUM
115
izleri artık kaybolmustu
adam: «Öldürmesinler!» deye haykırıyordu.
Bu ses binlerce insanı duygulandırmıstı. Herkesin sesi ortalığı yerinden oynatıyor,
basamaklarda binlerce mendil uçusuyordu. Halk boğaya acıyor, bu türlü oyunlardan
hoslandığından da utanç duyuyordu. Ayrıca, matadorun giydiği süslü elbiselerle
gösterdiği cesaretten de nefret ediyordu. Seyirciler boğanın soyluluğuna, cesaretine
hayran kalmıslardı.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması
Marki: «Boğayı geri alıyorum! Emprezaryoya da iki bin peseta'yı geriye veriyorum. Bütün
servetimi bile vermeye hazırım!» dedi.
Coronel bir ay otlakta kaldıktan sonra boynundaki yara
KAN ve KUM
115
izleri artık kaybolmustu
18 Temmuz 2009 Cumartesi
geldim gittim
«Sana bu yıl çok iyi boğalar hazırlıyorum. Bakalım onları doğru-dürüst öldürebilecek
misin? Geçen yıl hiç memnun kalmadım. Zavallı hayvancıklar daha kolay öldürülebilirlerdi.
»
Dona Sol yanında siyah atıyla gelmisti. Bir erkek gömleği giymis, kırmızı bir boyunbağı
takmıstı. Arkasında eflatun kadifeden kısa bir ceket, ayağında kursuni çizmeler vardı.
Yana doğru eğik olan kadife sapkası ise lüle lüle saçlarını örtüyordu. Ata çarçabuk
biniverdi. Sonra usağın elinden kamçıyı aldı. Herkesi selâmlayıp geç kaldığı için özür
dilerken gözleri Juan'a takılmıstı.
Don Jose onları biribirine tanıstırmak için kısrağını öne doğru sürdü. Dona Sol da
atıyla onlara doğru ilerledi. Juan kadının bu davranısına sasırmıstı.
Dona Sol mis kokulu ince elini uzatınca Juan ne yapacağını sasırmıstı. Boğa öldürmeye
alısık iri elini uzatarak el sıkıstı.
Dona Sol, hiç sıkılmadan: «Hosgeldiniz!» dedi. «Geldiğiniz için tesekkür ederim.»
Juan, bunun üzerine kendisinin de kadına birseyler söylemesi gerektiğini düsünerek, bir
boğa güresçisiyle konusur-mus gibi: «Sağolun!» dedi. «Nasıl, ev halkı iyiler mi?»
Dona Sol onun bu konusmasını kahkahayla karsıladı.
Genç kadın ilerlemek üzere atını öne doğru sürünce herkes arkasından gitmeye hazırlandı.
Juan da, kadının bu davranısı karsısında utanç duyup, dalgın dalgın, onların arkasından
yürüdü. Neye uğradığını bilemiyordu. Yalnız, aptalca bir kusur islediğini anlamıstı.
Torre del Oro dolaylarını geride bırakarak Sevilla'ya doğru ilerlediler. Tablada ovasına
ulasıncaya kadar iki yanı meyhanelerle, bahçelerle dolu olan kumluk yollardan geçtiler.
Tablada'ya gelince büyük bir kalabalığın kendilerini beklediğini gördüler. Guardalquivir
ırmağı ovayı boydan boya kesiyordu. Karsı yakada, yüksek bir tepenin üzerinde, yıkık bir
sato ile zeytinliklerin arasından kır evleri görünüyordu. Sevilla sehri uzak ufukların
bulutları arasından
misin? Geçen yıl hiç memnun kalmadım. Zavallı hayvancıklar daha kolay öldürülebilirlerdi.
»
Dona Sol yanında siyah atıyla gelmisti. Bir erkek gömleği giymis, kırmızı bir boyunbağı
takmıstı. Arkasında eflatun kadifeden kısa bir ceket, ayağında kursuni çizmeler vardı.
Yana doğru eğik olan kadife sapkası ise lüle lüle saçlarını örtüyordu. Ata çarçabuk
biniverdi. Sonra usağın elinden kamçıyı aldı. Herkesi selâmlayıp geç kaldığı için özür
dilerken gözleri Juan'a takılmıstı.
Don Jose onları biribirine tanıstırmak için kısrağını öne doğru sürdü. Dona Sol da
atıyla onlara doğru ilerledi. Juan kadının bu davranısına sasırmıstı.
Dona Sol mis kokulu ince elini uzatınca Juan ne yapacağını sasırmıstı. Boğa öldürmeye
alısık iri elini uzatarak el sıkıstı.
Dona Sol, hiç sıkılmadan: «Hosgeldiniz!» dedi. «Geldiğiniz için tesekkür ederim.»
Juan, bunun üzerine kendisinin de kadına birseyler söylemesi gerektiğini düsünerek, bir
boğa güresçisiyle konusur-mus gibi: «Sağolun!» dedi. «Nasıl, ev halkı iyiler mi?»
Dona Sol onun bu konusmasını kahkahayla karsıladı.
Genç kadın ilerlemek üzere atını öne doğru sürünce herkes arkasından gitmeye hazırlandı.
Juan da, kadının bu davranısı karsısında utanç duyup, dalgın dalgın, onların arkasından
yürüdü. Neye uğradığını bilemiyordu. Yalnız, aptalca bir kusur islediğini anlamıstı.
Torre del Oro dolaylarını geride bırakarak Sevilla'ya doğru ilerlediler. Tablada ovasına
ulasıncaya kadar iki yanı meyhanelerle, bahçelerle dolu olan kumluk yollardan geçtiler.
Tablada'ya gelince büyük bir kalabalığın kendilerini beklediğini gördüler. Guardalquivir
ırmağı ovayı boydan boya kesiyordu. Karsı yakada, yüksek bir tepenin üzerinde, yıkık bir
sato ile zeytinliklerin arasından kır evleri görünüyordu. Sevilla sehri uzak ufukların
bulutları arasından
geldim lan
bizden de üstündürler. Bizlerle aralarındaki tek fark konusmasını bilmeyisleridir.» deye
çıkısırdı.
Marki'nin Lobito adında bir boğası vardı. Bu boğayı satın almak isteyenler çoktu.
Lobito'yu elde edebilmek için Gi-ralda adında bir boğa ile bütün Sevilla'yı Marki'ye
vermeye hazır biri bile çıkmıstı. Marki bütün bu tekliflere rağmen gene de boğasını
satmadı. Sık sık, atma binip, yetistirdiği hayvan sürülerine bakmaya giderdi. Çayıra
vardığında değerli boğasını: «Lobito!» deye çağırması yeterdi. Onun sesini duyunca
Lobito, öbür boğaların arasından ayrılarak, sahibinin yanma gelir, çizmelerini yalardı.
Boğaların en kuvvetlisi olduğu için öbür boğalar ondan korkarlardı. Marki, atından
inince, atın heybesinden bir parça çukulata çıkarıp Lobito'ya atardı. O da, iri boynuzlu
kafasını sallayarak, tesekkür ederdi. Marki, bir kolunu boğanın boynuna dayayarak,
hayvana vahsi bakıslarla bakan öbür boğalara doğru ilerlerdi. Ortada korkulacak bir sey
yoktu. Lobito sahibini korumak için bir
KAN ve KUM
113NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
köpek gibi yürür, atesli gözlerle bakan boğaların onurı üzerine saldırmamaları için
çevresine bakınırdı. Bir boğa, cesaret edip de, Marki'yi koklamak üzere yanma yaklasacak
olsa Lo-bito'nun boynuzlarıyla karsı karsıya kalırlardı. Boğalar, beceriksizce,
yollarını kesmeye kalkıssalar Lobito yolu açmaları için kafasını uzatırdı.
Moraima Markisi kendi otlaklarında yetisen boğaların alanlarda büyük basarılar
gösterdiklerini gördükçe keyiflenir, ağzı kulaklarına varır, beyaz favorilerini
oynatarak gülerdi.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
— «Boğalar dünyanın en soylu hayvanlarıdır
çıkısırdı.
Marki'nin Lobito adında bir boğası vardı. Bu boğayı satın almak isteyenler çoktu.
Lobito'yu elde edebilmek için Gi-ralda adında bir boğa ile bütün Sevilla'yı Marki'ye
vermeye hazır biri bile çıkmıstı. Marki bütün bu tekliflere rağmen gene de boğasını
satmadı. Sık sık, atma binip, yetistirdiği hayvan sürülerine bakmaya giderdi. Çayıra
vardığında değerli boğasını: «Lobito!» deye çağırması yeterdi. Onun sesini duyunca
Lobito, öbür boğaların arasından ayrılarak, sahibinin yanma gelir, çizmelerini yalardı.
Boğaların en kuvvetlisi olduğu için öbür boğalar ondan korkarlardı. Marki, atından
inince, atın heybesinden bir parça çukulata çıkarıp Lobito'ya atardı. O da, iri boynuzlu
kafasını sallayarak, tesekkür ederdi. Marki, bir kolunu boğanın boynuna dayayarak,
hayvana vahsi bakıslarla bakan öbür boğalara doğru ilerlerdi. Ortada korkulacak bir sey
yoktu. Lobito sahibini korumak için bir
KAN ve KUM
113NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
köpek gibi yürür, atesli gözlerle bakan boğaların onurı üzerine saldırmamaları için
çevresine bakınırdı. Bir boğa, cesaret edip de, Marki'yi koklamak üzere yanma yaklasacak
olsa Lo-bito'nun boynuzlarıyla karsı karsıya kalırlardı. Boğalar, beceriksizce,
yollarını kesmeye kalkıssalar Lobito yolu açmaları için kafasını uzatırdı.
Moraima Markisi kendi otlaklarında yetisen boğaların alanlarda büyük basarılar
gösterdiklerini gördükçe keyiflenir, ağzı kulaklarına varır, beyaz favorilerini
oynatarak gülerdi.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
— «Boğalar dünyanın en soylu hayvanlarıdır
5 Temmuz 2009 Pazar
yayınladiyekomut
Fuentes boğaya kargıyı batıracağı sırada herkesi bir merak sarmaya baslamıstı. Yaman bir
boğa güresi seyredeceklerini umuyorlardı. Fuentes bir elinde kargıları tutarak, tek
basına, ağır ağır alanm ortasına doğru yürüdü. Peleriniyle, boğanın ensesine kargıları
saplayarak hayvanı kıskırtmaya çalısıyordu. Bütün bu gürültü-patırtıdan sonra, boğa
korkudan sasırıp kalmıstı. Toreadora kaygıyla bakıyordu. Sanki uyusmus, büyülenmisti.
Fuentes boğanın ensesine kargıları batırabilecek kadar yanma yaklastı. Sonra, kosarak
birkaç adım daha attı. Boğa da, kendine inanmıs olduğundan, onun ardından kosmaya
basladı. Böylece ikisi de kendilerini alanm öbür ucunda buldular. Boğa toreadorun
karsısında yumusamıs görünüyor, onun bütün hareketlerine boyun eğiyordu. Fuentes,
fırsattan yararlanmayı akıl ederek, oyunu sona erdirebilmek için, her eline birer kargı
alıp kollarını açtı. Sonra ince-uzun yapılı gövdesiyle, ayaklarının uçlarına basarak,
saskına dönmüs boğanın yanına usulca yaklastı, renkli sopaları hayvanın boynuna sapladı.
Bunu, halkın alkısları sırasında, üç defa daha yaptı.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
Fuentes'in bu oyunu karsısında, Juan'dan yana olmayan birtakım seyirciler: «Gerçek bir
toreador böyle olur iste!» deyerek, öç alıyorlardı
boğa güresi seyredeceklerini umuyorlardı. Fuentes bir elinde kargıları tutarak, tek
basına, ağır ağır alanm ortasına doğru yürüdü. Peleriniyle, boğanın ensesine kargıları
saplayarak hayvanı kıskırtmaya çalısıyordu. Bütün bu gürültü-patırtıdan sonra, boğa
korkudan sasırıp kalmıstı. Toreadora kaygıyla bakıyordu. Sanki uyusmus, büyülenmisti.
Fuentes boğanın ensesine kargıları batırabilecek kadar yanma yaklastı. Sonra, kosarak
birkaç adım daha attı. Boğa da, kendine inanmıs olduğundan, onun ardından kosmaya
basladı. Böylece ikisi de kendilerini alanm öbür ucunda buldular. Boğa toreadorun
karsısında yumusamıs görünüyor, onun bütün hareketlerine boyun eğiyordu. Fuentes,
fırsattan yararlanmayı akıl ederek, oyunu sona erdirebilmek için, her eline birer kargı
alıp kollarını açtı. Sonra ince-uzun yapılı gövdesiyle, ayaklarının uçlarına basarak,
saskına dönmüs boğanın yanına usulca yaklastı, renkli sopaları hayvanın boynuna sapladı.
Bunu, halkın alkısları sırasında, üç defa daha yaptı.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
Fuentes'in bu oyunu karsısında, Juan'dan yana olmayan birtakım seyirciler: «Gerçek bir
toreador böyle olur iste!» deyerek, öç alıyorlardı
anladı mıözgür
besinci sıralarda kopan kavgayı
görmeye çalısıyordu. Baslarını uzattılar, ancak kavganın olduğu yere doğru giden
polisleri görebildiler. Geçebilmeleri için herkes çekilip yol veriyordu. Bu kavga ile
ilgilenmek istemeyen kimseler ise: «Oturun! Toreadorları seyredemiyoruz!» deye
bağırıyorlardı. Bunun üzerine, bir ara herkes yavas yavas gene yerlerini almaya basladı.
Yalnız, simdi halkın sinirli bir hali vardı. Bu yüzden, toreadorların oyununa karsı bir
ilgisizlik duyuyorlardı. Bu da, elbette ki bir haksızlık sayılırdı. Can sıkıntılarını
ye-
42NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
yip içerek gideriyorlardı. Satıcılar yiyecekleri sasılacak bir ustalıkla fırlatıp
atıyorlardı. Portakallar en arka sıralarda oturanların kucağına bile sanki iplikle
çekiliyormus gibi düsüyordu. Köpüklü içki siseleri açılıyor, Đspanyol sarabı bardaklarda
görmeye çalısıyordu. Baslarını uzattılar, ancak kavganın olduğu yere doğru giden
polisleri görebildiler. Geçebilmeleri için herkes çekilip yol veriyordu. Bu kavga ile
ilgilenmek istemeyen kimseler ise: «Oturun! Toreadorları seyredemiyoruz!» deye
bağırıyorlardı. Bunun üzerine, bir ara herkes yavas yavas gene yerlerini almaya basladı.
Yalnız, simdi halkın sinirli bir hali vardı. Bu yüzden, toreadorların oyununa karsı bir
ilgisizlik duyuyorlardı. Bu da, elbette ki bir haksızlık sayılırdı. Can sıkıntılarını
ye-
42NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
yip içerek gideriyorlardı. Satıcılar yiyecekleri sasılacak bir ustalıkla fırlatıp
atıyorlardı. Portakallar en arka sıralarda oturanların kucağına bile sanki iplikle
çekiliyormus gibi düsüyordu. Köpüklü içki siseleri açılıyor, Đspanyol sarabı bardaklarda
dıdıdıdıdıd dıd dı
sa-kalmıslardı. Hayranlık duygularını belirtecek baska söz bulamayıp, «Ne cesur! Ne
yaman adam!» deye bağırıyorlardı. Bir alkıs tufanıdır gidiyordu.
Juan, alanın çevresini dolasıp seref locasının önüne gelince, kollarını açarak baskanın
önünde eğilerek selâm verdi, îste o zaman herkes sapkasını alana fırlatıp alkıstan
ortalığı çınlattı. Ona mükâfat verilmesini istiyorlardı. Geleneğe göre, bir matador
boğayı ustaca öldürmeyi basarınca hayvanın bir kulağı kesilip kendisine verilirdi. Juan
böyle bir mükâfatı iyice hak etmisti. NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması, Kimse kılıcını bundan daha iyi kullanamazdı.
Alanda görevli biri kanlanmıs kıllı bir et parçası getirdiği vakit halkın coskunluğu
daha da arttı. Azgın hayvanın kulaklarından biriydi bu.
Juan'a böyle yakınlık gösterilirken üçüncü boğa alanda çoktan yerini almıstı. Ne var ki,
oyunun geriye kalanının sanki hiçbir değeri yokmus gibi, halk durmadan Juan'ı
alkıslıyor, birtürlü yatısamıyordu. Onun topladığı bu iligiyi görünce, öbür güresçilerin
kıskançlıktan yüzleri solmustu. Halkın dikkatini çekmek
yaman adam!» deye bağırıyorlardı. Bir alkıs tufanıdır gidiyordu.
Juan, alanın çevresini dolasıp seref locasının önüne gelince, kollarını açarak baskanın
önünde eğilerek selâm verdi, îste o zaman herkes sapkasını alana fırlatıp alkıstan
ortalığı çınlattı. Ona mükâfat verilmesini istiyorlardı. Geleneğe göre, bir matador
boğayı ustaca öldürmeyi basarınca hayvanın bir kulağı kesilip kendisine verilirdi. Juan
böyle bir mükâfatı iyice hak etmisti. NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması, Kimse kılıcını bundan daha iyi kullanamazdı.
Alanda görevli biri kanlanmıs kıllı bir et parçası getirdiği vakit halkın coskunluğu
daha da arttı. Azgın hayvanın kulaklarından biriydi bu.
Juan'a böyle yakınlık gösterilirken üçüncü boğa alanda çoktan yerini almıstı. Ne var ki,
oyunun geriye kalanının sanki hiçbir değeri yokmus gibi, halk durmadan Juan'ı
alkıslıyor, birtürlü yatısamıyordu. Onun topladığı bu iligiyi görünce, öbür güresçilerin
kıskançlıktan yüzleri solmustu. Halkın dikkatini çekmek
4 Temmuz 2009 Cumartesi
1 Temmuz 2009 Çarşamba
deneme 43
anlamsız anlamsız gece gece ekşın yapsın otoatik yazı yazsın dedik ama NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması gibi bi ekşın yapacağız gibi gibi şeyler neden satj neden inernet kesilimi
lanet staj
staj yüzünden tamda atağa kalkmışken kötü oldu yav geriere düştük neyse artık 20 gün ikinci sayfada kalmaya gayret edeceğiz.çaresiz çabalszı haber ve video iklisini nalamsızca kullanacğzıç
30 Haziran 2009 Salı
o nerdeyse video orda
alan birden gene eski sessizliğine
kavustu. Birkaç adım attıktan sonra kırmızı çarsaflı sopayı boğanın gözüne batırırcasına
değdirdi. Onun bu gözüpek davranısı karsısında hayvan korku, saskınlık içinde kaldı.
Halk arasında ne konusan vardı, ne de soluk alan. Herkesin saskınlıktan gözleri
parlıyor, «Bu ne adam! Boynuzların yanma kadar yaklastı!» deyip duruyorlardı.
Juan, sabırsızlıkla, ayağım kumların üzerine vurarak, boğayı kıskırtmaya çalıstı. Bunun
üzerine, sivri boynuzlu koca hayvan, bögürerek toreadora doğru atıldı. Çarsafa sarılı
değnek boğanın boynuzlarına dokununca NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması hayvanın boynuzları da Juan'm elbisesindeki
püsküllere değdi. Bunun üzerine, Juan, yerinden kıpırdamadan, gövdesini arkaya doğru
gerdi. Bu tehlikeli oyun karsısında halk: «Ole!» deye bağırıstı. Azgın hayvan bir ara
gene arkasına dönerek toreadorun elindeki kırmızı çarsafa saldırdı. Yemden: «Ole!»
sesleri duyuldu.
Hayvan, toreadorun aldatıcı,
kavustu. Birkaç adım attıktan sonra kırmızı çarsaflı sopayı boğanın gözüne batırırcasına
değdirdi. Onun bu gözüpek davranısı karsısında hayvan korku, saskınlık içinde kaldı.
Halk arasında ne konusan vardı, ne de soluk alan. Herkesin saskınlıktan gözleri
parlıyor, «Bu ne adam! Boynuzların yanma kadar yaklastı!» deyip duruyorlardı.
Juan, sabırsızlıkla, ayağım kumların üzerine vurarak, boğayı kıskırtmaya çalıstı. Bunun
üzerine, sivri boynuzlu koca hayvan, bögürerek toreadora doğru atıldı. Çarsafa sarılı
değnek boğanın boynuzlarına dokununca NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması hayvanın boynuzları da Juan'm elbisesindeki
püsküllere değdi. Bunun üzerine, Juan, yerinden kıpırdamadan, gövdesini arkaya doğru
gerdi. Bu tehlikeli oyun karsısında halk: «Ole!» deye bağırıstı. Azgın hayvan bir ara
gene arkasına dönerek toreadorun elindeki kırmızı çarsafa saldırdı. Yemden: «Ole!»
sesleri duyuldu.
Hayvan, toreadorun aldatıcı,
29 Haziran 2009 Pazartesi
güzel başlık haber leri bunlar
boğanın boynuzları yanında bulmustu. Juan, Potaje kendini kurtarmcaya kadar, hayvanı
bütün gücüyle kuyruğundan tutup kendi çevresinde döndürdü. Seyirciler cosarak
alkısladılar.
Nacional, hayvanı öldürmek için trompet seslerinin çalınmasını koridorda beklerken,
sopalar elinde, boğayı kıskırtmaya çalısıyordu. Hareketlerinde ne bir zerafet, ne de bir
cesaret alâmeti vardı. Onun için bütün is ekmek parasını kazanabilmekti. Sevilla'da
kendisini bekleyen dört çocuğu vardı. O ölürse yerini alacak baska bir kimse yoktu.
Gündelikçi bir isçi gibi, hiçbir aferin beklemeden, görevini yerine getirirdi. Yalnız,
seyircilerin ıslık çalmamaları için bir NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması seyler becermeye çalısırdı.
Nacional sopaları boğaya batırdıktan sonra, seyirciler arasında alkıs tutanlarla,
«Siyasetle daha az uğras da sopaları daha hızlı batır!» deyenler de vardı. Nacional,
kendisiyle seyirciler arasında birhayli uzaklık olduğundan, söylenenleri iyi duyamamıs,
usta olan Juan gibi gülümsüyor, «Sağolun! Sağolun!» deyerek halkı selâmlıyordu.
Juan talihini son olarak deneyecekti. Trompet çalındığını duyar duymaz, halkın heyecanla
bağırısmaları arasında, alana fırladı. Onların gözdesi olan bir matadordu. Đyi bir
gösteride bulunacaktı. Önce, parmaklığın arasından Garabato'nun uzattığı kırmızı
çarsafla örtülü sopayı aldı. Sonra gene Garabato'nun verdiği kılıcı alıp, baslığı
elinde, ağır ağır yürüyerek, herkesin önüne dikildi. Millet, boynunu uzatmıs, hep ona
bakıyordu.
Juan boğayı kimin,
bütün gücüyle kuyruğundan tutup kendi çevresinde döndürdü. Seyirciler cosarak
alkısladılar.
Nacional, hayvanı öldürmek için trompet seslerinin çalınmasını koridorda beklerken,
sopalar elinde, boğayı kıskırtmaya çalısıyordu. Hareketlerinde ne bir zerafet, ne de bir
cesaret alâmeti vardı. Onun için bütün is ekmek parasını kazanabilmekti. Sevilla'da
kendisini bekleyen dört çocuğu vardı. O ölürse yerini alacak baska bir kimse yoktu.
Gündelikçi bir isçi gibi, hiçbir aferin beklemeden, görevini yerine getirirdi. Yalnız,
seyircilerin ıslık çalmamaları için bir NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması seyler becermeye çalısırdı.
Nacional sopaları boğaya batırdıktan sonra, seyirciler arasında alkıs tutanlarla,
«Siyasetle daha az uğras da sopaları daha hızlı batır!» deyenler de vardı. Nacional,
kendisiyle seyirciler arasında birhayli uzaklık olduğundan, söylenenleri iyi duyamamıs,
usta olan Juan gibi gülümsüyor, «Sağolun! Sağolun!» deyerek halkı selâmlıyordu.
Juan talihini son olarak deneyecekti. Trompet çalındığını duyar duymaz, halkın heyecanla
bağırısmaları arasında, alana fırladı. Onların gözdesi olan bir matadordu. Đyi bir
gösteride bulunacaktı. Önce, parmaklığın arasından Garabato'nun uzattığı kırmızı
çarsafla örtülü sopayı aldı. Sonra gene Garabato'nun verdiği kılıcı alıp, baslığı
elinde, ağır ağır yürüyerek, herkesin önüne dikildi. Millet, boynunu uzatmıs, hep ona
bakıyordu.
Juan boğayı kimin,
harbi adam nesmedya
sanları etki altında bırakan bir söylev gibi oldu. Boğayı kimin serefine öldüreceğini
bir daha söyledikten sonra, baslığını yere fırlattı. Bunun üzerine, halk: «Yasasın
Sevilla'lı evlât!» deye bağırıstı.
Simdi esaslı bir oyun baslıyordu. Oyunun olağanüstü basarılı olacağını herkes sessizce
biribirine bakarak bildirmeye çalısıyordu. Halkta muhtesem bir olay seyreden insanların
sessizliği vardı. Alan sanki bombostu. NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması Herkes dikkatle bakıyordu.
Juan, kırmızı çarsafa sarılı sopayı bayrak gibi karnına dayamıs, öbür eliyle de kılıcını
sallayarak, boğanın yanma yavasça yaklastı. Bir ara, basını çevirip de Nacional'la
takımından baska birinin yardıma geldiklerini görünce: «Çekilin!» deye bağırdı.
Ortalığın sessizliği yüzünden sesi en arka sıralara kadar duyuldu. Herkes: «Çekilin!
Çekilin! diyor. Ne adam!» deye bağırıstı.,
Juan azgın hayvanın yanma yapayalnız yaklasınca,
bir daha söyledikten sonra, baslığını yere fırlattı. Bunun üzerine, halk: «Yasasın
Sevilla'lı evlât!» deye bağırıstı.
Simdi esaslı bir oyun baslıyordu. Oyunun olağanüstü basarılı olacağını herkes sessizce
biribirine bakarak bildirmeye çalısıyordu. Halkta muhtesem bir olay seyreden insanların
sessizliği vardı. Alan sanki bombostu. NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması Herkes dikkatle bakıyordu.
Juan, kırmızı çarsafa sarılı sopayı bayrak gibi karnına dayamıs, öbür eliyle de kılıcını
sallayarak, boğanın yanma yavasça yaklastı. Bir ara, basını çevirip de Nacional'la
takımından baska birinin yardıma geldiklerini görünce: «Çekilin!» deye bağırdı.
Ortalığın sessizliği yüzünden sesi en arka sıralara kadar duyuldu. Herkes: «Çekilin!
Çekilin! diyor. Ne adam!» deye bağırıstı.,
Juan azgın hayvanın yanma yapayalnız yaklasınca,
başlık lan.
Fuentes, ilk boğayı öldürdükten sonra, seyircilerin önünde selâm verip alkıslanırken
Juan'm yüzü bir kat daha soldu. haber geldiKendisinin alkıslanmamasını bir hakaret olarak kabul
ediyordu. Neyse, simdi marifetlerini göstermenin sırası gelmisti. Neler yapabileceğini
pek bildiği yoktu. Yalnız, niyeti halkı korkutmaktı.oyun gitti
Đkinci boğa alana çıkınca, Juan atik hareketleriyle, basarı kazanma isteğiyle,
mesleğinin adamı olduğunu nesmedya seo yarışmasına sponsor oldu.göstermeye çalıstı. Üzerindeki pelerin boğanın hep gözü birde bunun videosunun çektiler.
önündeydi. Kendi takımında çalısan Potaje adında bir atlı, atından düsüp, kendisini
Juan'm yüzü bir kat daha soldu. haber geldiKendisinin alkıslanmamasını bir hakaret olarak kabul
ediyordu. Neyse, simdi marifetlerini göstermenin sırası gelmisti. Neler yapabileceğini
pek bildiği yoktu. Yalnız, niyeti halkı korkutmaktı.oyun gitti
Đkinci boğa alana çıkınca, Juan atik hareketleriyle, basarı kazanma isteğiyle,
mesleğinin adamı olduğunu nesmedya seo yarışmasına sponsor oldu.göstermeye çalıstı. Üzerindeki pelerin boğanın hep gözü birde bunun videosunun çektiler.
önündeydi. Kendi takımında çalısan Potaje adında bir atlı, atından düsüp, kendisini
faturaları kapattırdım be
Juan'a güveni olan seyircilerden baska, bütün halkın da gözü ondaydı. Herkes ondan büyük
kahramanlıklar bekliyordu. Bir boğanın saldırısına uğrayıp öleceğine inandıkları için
daha çok alkıslıyorlardı. Boğa güreslerinde yaralanan toreadorların yaralarım iyi eden
doktorlara göre, toreador güresteki kosullara uygun davranırsa kaza olmazdı. Juan ise
onların bu düsüncelerini alayla karsılardı; kosulları ne tanırdı, ne de öğrenmeyi
düsünürdü. Gövde gücüyle cesaret ona yeterdi. Hiçbir dayanağı olmadan, beden yapısına,
cüretliliğine güvenerek, böyle bir mesleği kısa zamanda, sasılacak biçimde, elde etmeyi
basarmıstı. Öbür matadorlar gibi önce yaya yürümesini, sonra da ata binmesini öğrenip
kaplumbağa adımlarıyla ilerlememisti o. Boğaların boynuzları onu korkutmuyorsa da, açlık
boynuzlardan korkunçtu. Önemli olan kılıçları boğalara çabucak saplayabilmekti. Kendini
halka doğrudan doğruya espada olarak tanıtıp kısa zamanda herkesin kalbini fethetmisti.
Onun basına bir felâket geleceğinden emin-misler gibi heyecanlanıp sevinenler de vardı.
Ölümü böyle körükörüne göze almasıyla keyiflenip duruyorlardı. Kendi hayatları tehlikede
olmadıkça baskasının ölümle karsı karsıya olusu onlar için pek heyecanlı bir eğlence
oluyordu, doğrusu, îsin sonunu merakla bekliyorlardı. Juan kendisini düsünen
toreadorlardan değildi. O, her seyini NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması bu ise veriyordu ki canı da bunların arasındaydı.
Kendisine ödenen parayı hak etmisti. Halkın arasından baska kimseler de onun, boğa ile
gürestiği sırada, hayvanı kudurtacak tehlikeli oyunlardan vaz geçip temkinli
davranmasını istiyorlardı. Oyun sırasında: «Đnsallah basına bir dert gelmeden oyunu
bitirir!» deye mırıldanıyorlardı.
Birinci boğanın arenaya çıkması için müzikle ilk isaret verilmisti. Juan, arkadaslarının
kahramanlıklar bekliyordu. Bir boğanın saldırısına uğrayıp öleceğine inandıkları için
daha çok alkıslıyorlardı. Boğa güreslerinde yaralanan toreadorların yaralarım iyi eden
doktorlara göre, toreador güresteki kosullara uygun davranırsa kaza olmazdı. Juan ise
onların bu düsüncelerini alayla karsılardı; kosulları ne tanırdı, ne de öğrenmeyi
düsünürdü. Gövde gücüyle cesaret ona yeterdi. Hiçbir dayanağı olmadan, beden yapısına,
cüretliliğine güvenerek, böyle bir mesleği kısa zamanda, sasılacak biçimde, elde etmeyi
basarmıstı. Öbür matadorlar gibi önce yaya yürümesini, sonra da ata binmesini öğrenip
kaplumbağa adımlarıyla ilerlememisti o. Boğaların boynuzları onu korkutmuyorsa da, açlık
boynuzlardan korkunçtu. Önemli olan kılıçları boğalara çabucak saplayabilmekti. Kendini
halka doğrudan doğruya espada olarak tanıtıp kısa zamanda herkesin kalbini fethetmisti.
Onun basına bir felâket geleceğinden emin-misler gibi heyecanlanıp sevinenler de vardı.
Ölümü böyle körükörüne göze almasıyla keyiflenip duruyorlardı. Kendi hayatları tehlikede
olmadıkça baskasının ölümle karsı karsıya olusu onlar için pek heyecanlı bir eğlence
oluyordu, doğrusu, îsin sonunu merakla bekliyorlardı. Juan kendisini düsünen
toreadorlardan değildi. O, her seyini NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması bu ise veriyordu ki canı da bunların arasındaydı.
Kendisine ödenen parayı hak etmisti. Halkın arasından baska kimseler de onun, boğa ile
gürestiği sırada, hayvanı kudurtacak tehlikeli oyunlardan vaz geçip temkinli
davranmasını istiyorlardı. Oyun sırasında: «Đnsallah basına bir dert gelmeden oyunu
bitirir!» deye mırıldanıyorlardı.
Birinci boğanın arenaya çıkması için müzikle ilk isaret verilmisti. Juan, arkadaslarının
kepleri elinde
kıyamet arasında toreadorlar alana geldiler, kollarını sallaya sallaya yürüyerek, seref
locasına kadar ilerlediler. Gökyüzünde kanatlarını çırpan beyaz güvercinler, bu
gürültüden ürkmüslerdi sanki. Toreadorlar alanda ilerlerken, kendilerini artık bambaska
insan olmuslar gibi görüyorlardı. Hayatlarım feda etmeleri paradan üstün bir sey
uğrunaydı. Baslarına gelebilecek felâketi düsündükçe duydukları güvensizlik, korku artık
alanın dısında kalmıstı. Simdi, halkın karsısında, kumlara ayak basmıslar, gerçekle
karsı karsıya gelmislerdi. Alçakgönüllü, gene de sert ruhlu olan bu delikanlılar zaferi
elde etmek tasası içinde bulunpyorlardı. Öbür arkadaslarından daha büyük basarı kazanmak
isteği, gururun verdiği kuvvet, kabiliyet, korkularını giderip onlara vahsi bir cesaret
veriyordu.
Juan çalımla yürüyerek poz değistiriyordu. Rakipleri olan öbür iki arkadası yanında
yoklarmıs gibi kibirli bir tavırla yürüyordu. Gerek halk, gerekse alan sanki yalnız
onundu. 0 sırada, kendini Andaluçia, Castilla otlaklarmdaki bütün boğaları öldürebilecek
kadar güçlü buluyordu. Halk yalnız kendisini alkıslıyor sanıyordu. Localarda yüzleri
basörtülerle örtülü kadınların gözlerinin yalnız kendisine baktığından hiç kuskusu
yoktu. Halk ona tapıyordu. Juan kendisini en çok destekleyen arkadasların anfiteatrm
neresinde oturduğunu biliyordu. Bundan dolayı, hep onların önünden geçiyor, rakiplerini
destekleyenleri de hiçe sayıyordu.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
Yayalar, atlılar, kepleri elinde, baskanlarım selâmladıktan sonra, sırayı bozup ikiye
ayrıldılar. Polislerden biri baskanın verdiği anahtarı yerden alırken, Juan
arkadaslarının yanma gidip pelerinini saklamalarını istedi. Bunun üzerine, herkes,
ellerini uzatıp, pelerini almaya çalıstı. Sonra da bir bayrak gibi parmaklığın üzerine
astılar. Juan'ı tutanlar, ayağa kalkıp bastonlarını sallayarak, ona güvendiklerini belli
etmeye çalısıyorlardı. Aralarında da: «Bakalım Sevilla'lı bu kahraman burada da,neler
yapacak!» diyorlardı.
Juan, parmaklığa dayanmıs, gülümsüyordu. Đçinde duyduğu güçlülük onu memnun ediyor,
herkese de: «Sağolun!
locasına kadar ilerlediler. Gökyüzünde kanatlarını çırpan beyaz güvercinler, bu
gürültüden ürkmüslerdi sanki. Toreadorlar alanda ilerlerken, kendilerini artık bambaska
insan olmuslar gibi görüyorlardı. Hayatlarım feda etmeleri paradan üstün bir sey
uğrunaydı. Baslarına gelebilecek felâketi düsündükçe duydukları güvensizlik, korku artık
alanın dısında kalmıstı. Simdi, halkın karsısında, kumlara ayak basmıslar, gerçekle
karsı karsıya gelmislerdi. Alçakgönüllü, gene de sert ruhlu olan bu delikanlılar zaferi
elde etmek tasası içinde bulunpyorlardı. Öbür arkadaslarından daha büyük basarı kazanmak
isteği, gururun verdiği kuvvet, kabiliyet, korkularını giderip onlara vahsi bir cesaret
veriyordu.
Juan çalımla yürüyerek poz değistiriyordu. Rakipleri olan öbür iki arkadası yanında
yoklarmıs gibi kibirli bir tavırla yürüyordu. Gerek halk, gerekse alan sanki yalnız
onundu. 0 sırada, kendini Andaluçia, Castilla otlaklarmdaki bütün boğaları öldürebilecek
kadar güçlü buluyordu. Halk yalnız kendisini alkıslıyor sanıyordu. Localarda yüzleri
basörtülerle örtülü kadınların gözlerinin yalnız kendisine baktığından hiç kuskusu
yoktu. Halk ona tapıyordu. Juan kendisini en çok destekleyen arkadasların anfiteatrm
neresinde oturduğunu biliyordu. Bundan dolayı, hep onların önünden geçiyor, rakiplerini
destekleyenleri de hiçe sayıyordu.NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması,
Yayalar, atlılar, kepleri elinde, baskanlarım selâmladıktan sonra, sırayı bozup ikiye
ayrıldılar. Polislerden biri baskanın verdiği anahtarı yerden alırken, Juan
arkadaslarının yanma gidip pelerinini saklamalarını istedi. Bunun üzerine, herkes,
ellerini uzatıp, pelerini almaya çalıstı. Sonra da bir bayrak gibi parmaklığın üzerine
astılar. Juan'ı tutanlar, ayağa kalkıp bastonlarını sallayarak, ona güvendiklerini belli
etmeye çalısıyorlardı. Aralarında da: «Bakalım Sevilla'lı bu kahraman burada da,neler
yapacak!» diyorlardı.
Juan, parmaklığa dayanmıs, gülümsüyordu. Đçinde duyduğu güçlülük onu memnun ediyor,
herkese de: «Sağolun!
iyi geceler gençler
yararlanarak, yanında getirdiği kutsal yağ kabını boyalı tahta bir sandığın içine
sakladı. Bu isi bitirir bitirmez, boğalar alana çıkmadan önce yerini almak üzere, dısarı
kostu. Halk dağılmıs, herkes yerlerini almıstı. Boğaların dinlendiği bahçenin bir
kösesinde yalnız islemeli ipek NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması elbiseler giymis erkekler, sarı elbiseli, kürk sapkalı
atlılar, atlı polisler, orada görevli bulunan kırmızılı, açık mavili elbiseler giymis
hademeler görülüyordu. Alanın bulunduğu yere bakan kemerin altında, Caballos Kapısı
adını tasıyan yerde, boğa güresçileri her zamanki gibi çabucak sıraya dizilmislerdi.
Matadorlar basta olmak üzere, boğalara güçlü kargıları saplayanlar uzun aralıklarla
yerlerini almıslardı. Onların arkasında, boğaların dinlendiği bahçenin tam ortasında,
yedek askerler, daha arkada da zırhlı süvari dağcı taburu, bir gözü bağlı cılız atların
üzerine binmis, bekliyorlardı. Bu
ordunun arkasında ölüleri alandan alıp
sakladı. Bu isi bitirir bitirmez, boğalar alana çıkmadan önce yerini almak üzere, dısarı
kostu. Halk dağılmıs, herkes yerlerini almıstı. Boğaların dinlendiği bahçenin bir
kösesinde yalnız islemeli ipek NesMedya Haber Video Oyun Seo Yarışması elbiseler giymis erkekler, sarı elbiseli, kürk sapkalı
atlılar, atlı polisler, orada görevli bulunan kırmızılı, açık mavili elbiseler giymis
hademeler görülüyordu. Alanın bulunduğu yere bakan kemerin altında, Caballos Kapısı
adını tasıyan yerde, boğa güresçileri her zamanki gibi çabucak sıraya dizilmislerdi.
Matadorlar basta olmak üzere, boğalara güçlü kargıları saplayanlar uzun aralıklarla
yerlerini almıslardı. Onların arkasında, boğaların dinlendiği bahçenin tam ortasında,
yedek askerler, daha arkada da zırhlı süvari dağcı taburu, bir gözü bağlı cılız atların
üzerine binmis, bekliyorlardı. Bu
ordunun arkasında ölüleri alandan alıp
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)